Pazar , 29 Kasım 2020
Hesaplama
lohusalık dönemi nasıl geçer

Lohusalık Dönemi Nasıl Geçer?

Duygusal olarak da zorlanacağınız bir zaman sizi bekliyor. Birçok kadın, yeni anneliğin gerekliliklerini belirgin bir kararsızlıkla yaşarlar. İyi ve kötü hissettiğiniz zamanlar arasındaki geçişler belirsizleşir ve bu da duygusal dengemizle ilgili sorunlara yol açar. Listenin en başında, birçok kadının ortak sorunu olan kay betmişlik duygusu, mutsuzluk ve depresyon yer alıyor.

Özellikle de anneliğin ilk günlerin de hiçbir düzen yoktur. Belirli bir uyumun sağlanabilmesi, haftalar hatta bazen aylar alabilir ve bu düzen ve uyum eksikliği, sizi sandığınızdan çok daha fazla rahatsız edebilir.

Geleneksel toplumların aksine, modern toplumlarda, annelerin yeni yaşamlarına uyum sağlamalarını kolaylaştıracak ritüel ler bulunmuyor. Bu ritueller, bebek ve annenin bir süre huzurlu bir ortamda rahatsız edilmeden başbaşa kalmaları, diğer aile fertleri veya yakın arkadaşların günlük ev işlerini devralmaları, gereksiz ziyaretçileri uzak tutmaları, şarkı söylemek ya da dua okumak olabilir.

Diğer kültürlerde, lohusalık dönemindeki soyutlanma, saygı duyulan ve hürmet edilen bir süreç olarak görülürken, batı top lumlarında bir edilgenlik ya da zayıflık göstergesi olarak algılanıyor. Bir zamanlar son derece kişiye özel olan doğum olayı, artık bir video malzemesi olmuş durumda. Doğumdan sonra bir süre sükûnet ve dinginliği yaşamanın yerini, kim daha önce işe geri dönebilecek ya da kim daha önce eski sosyal hayatına dönebilecek yarışı aldı. Bu durumda, doğumdan sonra yaşanan mutsuzluğun bu denli sık görülmesine şaşırmamak gerekir.

Depresyon herkesin, herhangi bir zamanda yaşayabileceği bir şeydir. Ancak kişisel çalkantı zamanlarında daha sık görülür. Bu nedenle, “doğum sonrası” ya da “lohusalık” depresyonu, biraz yanıltıcı bir ifadedir. Ağır depresyon nadir görülen bir şeydir (kadınların sadece %2’sinde görülüyor) öte yandan, bütün annelerin her şeyden memnun olmalarını beklemek de gerçekçi değildir. Hatta belki de, anneliğin ilk dönemlerinde görülen depresyonun gerçek ve geçerli bir gerekçesi de vardır.

Doğumdan sonra kadınların %10 ila 20’sinin yaşadığı depresyon, doğal bir yas sürecinin bir parçası olarak da görülebilir. Hayalini kurduğunuz bebeğiniz artık gerçekten hayatınıza girdiğinde, bebeğiniz hayal ettiğiniz gibi değilse ya da hayalinizde canlandırdığınız bebeğe benzemiyorsa, buna alışma sürecine ihtiyacınız olabilir. Bazı anneler “eski günlerdeki” hallerini de özlemle anıp üzüntü duyabilirler.

lohusalık dönemi geçiş

Öğle olmadan giyinmek için bir nedeni olan, geç vakitlere kadar oturabilen, aklına eseni yapabilen, rahatsız edilmeden yemeğini yiyebilen, vitrin bakmaya gidebilen ya da gündüz vakti sinemaya gidebilen siz! İşyerinde özgüvenle çalışan, günleri başlangıcı, ortası ve sonu olan zamanlar olarak yaşayabilen, iyi bir iş yaptığında ödüllendirilen siz! Birçok kadın bunu bilmez ancak, annelikte bunların hiçbiri yoktur.

Yeni annelere dağıtılan çıklarda depresyon, “hiçbir nedeni olmayan” mutsuzluk hissi olarak tanımlanmakta ve annelere, kaybetmişilik, kızgınlık ya da yetersizlik hislerinin “genellikle temelsiz” olduğu telkin edilmektedir.
Oysa eğer bir anne doğum sonrası bir depresyon yaşıyorsa, bu, mutlaka ters giden ya da gitmiş olan bir şeylerden kaynaklanır. Doğumun kendisi, kadınları depresyona sokabilecek bir şey değildir, ancak kadının doğum yapma yönteminin bunun üzerinde bir etkisi olabilir.


İlginçtir ki, hastane de doğum yapan ve doğum sonrası depresyon yaşam oranı %60 olan kadınların aksine, evde doğum yapan kadınlarda bu oran %16’dır. Yüksek oranda depresyon görülen bir başka durum da, acil durum sezaryenleridir. Doğumuna müdahale edilmiş olan kadınlar da, kontrolü kaybetmiş olduklarını hissettiklerinden, daha fazla depresyon yaşarlar.
Kadınlara biraz da fazla rahatlıkla yazılan antidepresenların da pek bir faydası olmaz. Bağımlılık yaparlar ve sıkıntı veren yan etkileri vardır. Beyindeki duygusal merkeze etki ettiklerinden, hepsi de kadınların kaçınmak istedikleri şeyler olan, kafa karışıklığı hafızanın zayıflaması, odaklanamama, çarpıntı, terleme, dikkat eksikliği, yorgunluk ve libidonun azalması gibi sorunları kalıcı hale getirirler.

Anneliğe geçişinizi kolaylaştırmanın bir yolu, kendi ritüelleri nizi oluşturmaktır. Lohusalık dönemini için önceden hazırlık yapın. Bu dönemde en iyisi, eşinizle birlikte, ailelerinizden ya da yakın arkadaşlarınızdan destek almanızdır.

Bebeğinizin beşiğinde, sizden ayrı yatmasını isteseniz de, doğumdan sonraki ilk bir iki haftayı ya da daha uzun bir süreyi, aynı yatakta birlikte geçirin ve bu süreci, birbirinizi tanımak ve ebeveynliğin gerçekliğine alışmak için kullanın.

Depresyon, kan şekeri düştüğünde ve uykusuzlukta daha da kötüleşir. Yemek yiyin, ancak abur cuburdan kaçının. Sağlıklı gıdalar almaya devam edin. Yemeğinizi küçük öğünlere bölme alışkanlığınızı devam ettirmeniz, çok acıkmanıza engel olur. Eğer bebeğinizi emziriyorsanız, beslenme gereksinimleriniz daha da fazla olur. Bebeğiniz uyurken, siz de uyuyun. Uyumakla, bulaşıkları yıkamak arasında bir seçim yapmanız gerekirse ki yapmanız gerekecek alışveriş listenize kağıt tabak almayı ekleyin ve uyumayı seçin.


Hakkında Admin

Bebek cinsiyeti hesaplama alanında kendince fikirler yürüten ve bunu projeye çeviren sıradan birisi...

İlginizi Çekebilir!

çin takvimi cinsiyet hesaplama nasıl yapılır

Çin Takvimi 2021 Cinsiyet Hesaplama

Çin takvimi cinsiyet hesaplama yöntemi 700 yılı aşkın bir süredir kullanılmaktadır. Çin takvimi ile gebelik …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.